uykusuz aksamlardan biridir bu. halihazırda dağarcığımdakileri dökerek sizi de uykusuz bırakmaktır niyetim :-)
epeydir size bahsetmediğim atraksiyonlar oldu canlarım. şimdilik fazla ipucu vermeyeceğim ama emin olun iyi şeyler.
zaten hayatta iyi şeyler değil midir çoğunlukta olan, hatta ve hatta benim için şu aralar salt iyilik var. önümüzdeki birkaç gün içinde size şimdilik şifreli olarak yazacağım cevaplar var gelecek olan. daha cevaplar gelmeden heyecandan bayılmak üzereyim
1-) ilave etmek ve ortadan kaldırmak konusunda muzaffer bir komutan gibi olmak istiyorum.
2-) fransızca öğrenmek istiyorum, nedense...
3-) düzenleme ve yerleştirme yapmak istiyorum. kendime kuvvet diliyorum ve de keremo'ya.
hersey çok güzel, ziyadesiyle. çok mutluyuuuuuuuum, herkese de mutluluklar sıçratırım buradan :-))))))))))))))
8 Şubat 2011 Salı
2 Ocak 2011 Pazar
2 0 1 1
pek çok yeni şey bekliyorum senden
1. mehr geld
2. keremo ile yaşayabileceğimiz güzel bir ev
3. daha mantıklı bir okul
4. daha çok seyahat
5. huzur, sadece huzur öyle veya böyle
6. yeni başlangıçlar
7. keremo canım benim.. hayatın anlamı ve neşesi sensin benim için
1. mehr geld
2. keremo ile yaşayabileceğimiz güzel bir ev
3. daha mantıklı bir okul
4. daha çok seyahat
5. huzur, sadece huzur öyle veya böyle
6. yeni başlangıçlar
7. keremo canım benim.. hayatın anlamı ve neşesi sensin benim için
20 Eylül 2010 Pazartesi
engagement
Keremo : Annaanee, bugün akşam dokuzbuçuğa kadar dışarda kalabilir miyim?
Annaanee: Neden oğlum?
Keremo : Hani havuzdan Efe diye bi arkadaşım var ya, işte o nişanlanıyor. Beni de davet etti...
Annaanee : ?????????????????????????????????????????????
Keremo : Gerçekten annaanee, hatta ben yüzükleri bile gördüm Kıza yüz dolara, kendisine de 5 dolara yüzük almış.
Annaanee : Oğlum o şakadır...
Keremo : Yok annaanee, ben kafede düzenleme yapıldığını da gördüm. Akşam için hazırlık yapılıyor. Ama ben nişanlanırsam kendime 100 dolara, kıza 5 dolara yüzük alırım!
Annaanee : ?????????????????????????????????????????????
Annaanee: Neden oğlum?
Keremo : Hani havuzdan Efe diye bi arkadaşım var ya, işte o nişanlanıyor. Beni de davet etti...
Annaanee : ?????????????????????????????????????????????
Keremo : Gerçekten annaanee, hatta ben yüzükleri bile gördüm Kıza yüz dolara, kendisine de 5 dolara yüzük almış.
Annaanee : Oğlum o şakadır...
Keremo : Yok annaanee, ben kafede düzenleme yapıldığını da gördüm. Akşam için hazırlık yapılıyor. Ama ben nişanlanırsam kendime 100 dolara, kıza 5 dolara yüzük alırım!
Annaanee : ?????????????????????????????????????????????
10 Eylül 2010 Cuma
yu tuu

yillardir sevdiğim, uğruna arkadaşlarımla polemiklere girdiğim cancağızım, karagözüm, beberuhim geldi. karşıma çıktığı o ilk anın nefasetini ne ben kelimelerle ifade edebilirim ne de siz anlarsınız. yani hafsalaniz almayacağından değil; benim hissettiklerimin abartılığından.
şarkılarına eşlik etmek, gözümün önünde " i still haven't found what i'm looking for " diye stadyumu inletirken onu izlemek üüüffffff hiç yaşıma uygun olmayan ama ruhumun tam zamanında diye kabul ettiği eylemler..
neyse; darısı diğer bekleyenlerin başına
20 Haziran 2010 Pazar
istersen hiç başlamasın
yaz geldi, beni benden alan sıcaklar başladı. halsizim.. soğuk duşlar bile sadece kısa süreli serinleme sağlıyor. hemen akabinde yine sıcak hava dalgası. şöyle serin rüzgarlar ve ılık yağmurları olan, sabahları gümüş grisi bulutlu ve yemyeşil ağaçlarla dolu bir ülkede uyanmak istiyorum..
1 Nisan 2010 Perşembe
k e r e m o
ben: mektep nedir oğlum?
keremo: anne hani şöyle tar tar tar gürültü yapa yapa yolları kazıyorlar ya, işte o alet ( matkap )
keremo: anne çok param olunca ben ev ve arsalar alacağım. bence en iyi yatırım onlar ( kendisi yakında ntv'de yatırım danışmanlığı programı yapacak da )...
keremo: dede bak şimdi sana şeker dengeliyici bir iksir yapacağım. içince tüm şekerin dengelenecek ????!!!! efervesan bir multi vitamin alınır, kettleda kaynattığı su bir fincana boşaltılıp, üzerine de tablet atıldı mı alın size şeker dengeleyici iksir :-))))))))))))))
alem bu çocuk ya. bugün okuldan gelirken bana hediye diye solucan getirmiş. en sevdiğim şey!!!!! çok şirinmiş!!!!!!!!!!!!
keremo: anne hani şöyle tar tar tar gürültü yapa yapa yolları kazıyorlar ya, işte o alet ( matkap )
keremo: anne çok param olunca ben ev ve arsalar alacağım. bence en iyi yatırım onlar ( kendisi yakında ntv'de yatırım danışmanlığı programı yapacak da )...
keremo: dede bak şimdi sana şeker dengeliyici bir iksir yapacağım. içince tüm şekerin dengelenecek ????!!!! efervesan bir multi vitamin alınır, kettleda kaynattığı su bir fincana boşaltılıp, üzerine de tablet atıldı mı alın size şeker dengeleyici iksir :-))))))))))))))
alem bu çocuk ya. bugün okuldan gelirken bana hediye diye solucan getirmiş. en sevdiğim şey!!!!! çok şirinmiş!!!!!!!!!!!!
19 Mart 2010 Cuma
transformation
merhaba canlarım. bugün yine kafam çok karışık. kardeşimle uzun süredir konuştuğumuz bir yenilenme, kırılma noktası meselesi vardı. kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan kedi misali olduğumuz yerde dönüp durduğumuzdan, bunu farkettiğimiz ilk anın sarmaldan kurtulduğumuz an olacağından emindik.
birkaç gündür içimi kaplayan bulutlar dağılmaya başladı. bir kaç küçük şeyin farkına vardım; buyrun sofraya geçelim de anlatayım;
bu hayat bizim, herkesin hayatı kendinin hatta. bu bağlamda ben de üzerinde hüküm sürebildiğim tek varlık olan kendimi yönetmeye başlayacağım. ilk anda denemeyi düşündüğüm yönetim şekli; diktatörlük. hatta 22 Mart 2010 sabahı bu rejime dair uygulamalara başladım. açıkçası bugün 1 Nisan 2010 ve kendimde bazı farklar görmeye başladım bile.
oto kontrol güzel şeymiş ya. bununla beraber umutsuzluğum giderek artıyor desem yalan olmaz. şöyle çıkınımı toplayıp, artık piyangoda neresi çıkarsa göç edesim var. hayırlısı diyor ve bu yazıyı da kapatıyorum.
lütfen ağaç dallarını koparmayın.
birkaç gündür içimi kaplayan bulutlar dağılmaya başladı. bir kaç küçük şeyin farkına vardım; buyrun sofraya geçelim de anlatayım;
bu hayat bizim, herkesin hayatı kendinin hatta. bu bağlamda ben de üzerinde hüküm sürebildiğim tek varlık olan kendimi yönetmeye başlayacağım. ilk anda denemeyi düşündüğüm yönetim şekli; diktatörlük. hatta 22 Mart 2010 sabahı bu rejime dair uygulamalara başladım. açıkçası bugün 1 Nisan 2010 ve kendimde bazı farklar görmeye başladım bile.
oto kontrol güzel şeymiş ya. bununla beraber umutsuzluğum giderek artıyor desem yalan olmaz. şöyle çıkınımı toplayıp, artık piyangoda neresi çıkarsa göç edesim var. hayırlısı diyor ve bu yazıyı da kapatıyorum.
lütfen ağaç dallarını koparmayın.
18 Mart 2010 Perşembe
ağlamak güzeldir
geçtiğimiz yaz, kısa bir yolculuk boyunca bu şarkıyı dinledim. hakikaten güzel mi diye denedim de hatta; dinlerken. gerçekten güzelmiş.
deneyimlerime deneyim katmak için şimdi yine uygulama halindeyim. sanki ne yaparsam yapayım, hepsi yanlış oluyor gibi bir zan içerisindeyim. insan nasıl kendi kararından bu kertede pişmanlık duyar? ya da pişman olacaksa niye o kararı verir. ya yapma ya pişman olma.
saat 12, geceyarısı, dışarısı araçlarla dolu. eminim benim gibi hisseden, bu duygulara sadece kendisinin garkolduğunu zanneden pek çok saf vardır etrafta. o zaman neden ben bu kadar yalnız hissediyorum kendimi...
keşke zehrişko inkiltera'ya gitmeseydi. sağduyumu kaybettim, hükümlüdür hala. ne kadar kafam karışık, beklediğim hiçbir şey gerçekleşmiyor, giderek aşağı çekiliyorum. üstelik ağlama yeteneğim de geri geldi. oysa çok aydır donmuştu sular içimde, malum kış ya...
zincirleme reaksiyonlar ve A, B, C gibi planlarla kendimce şekillendirdiğim hayat ne A ne de diğer hallere girdi. Paralize oldu kaldı. Motive edip, herhangi bir hareketin bile ataletten daha iyi olduğunu anlatıyorum anlatıyorum; nato kafa nato mermer. Sanki benimle birlikte herşey donmuş. Ne ileri ne geri hiçbir yere varılamıyor. geri dönemiyorum, ileriye de varamıyorum.
arada yanıp sönen ışıkları da daha hayır mı şer mi olduğunu anlamadan söndürüveriyorum. uzun süredir olmayan bouncing durumu geri geldi. umarım kimse böyle med cezirler yaşamıyordur. çok yıpratıcı, hatta elimdeki, yüzümdeki kırışıklıklar bile bundan kelli :-)))
gülüşüm sahte oldu değil mi, farkındayım. akıllarda hüzün yerine, yüzlerde gülümseme olsun istedim ama uymadı. neyse herkes kendine gülmek için birşeyler bulsun.
anlatabileceğim tek komik şey ülkemde yaşanan politik durumlar. onu da fasikül fasikül yazmaya can dayanmaz. en iyisi siz gözlerinizi açın ve de farkındalığınızı.
vuslat'ın dediği gibi bir kırılma noktası var, bence de kesinlikle var. mamafih ya o görünmez ya ben körüm :-))))))))
daha da dramatikleşmeden kapatıyorum bugün perdeyi, artık herkes ne hali varsa görsün. aklıma gelmişken - kalan aklıma - ben dizi filan izleyemiyorum ya, neden izleyemediğimi buldum. benim rtük bünye ( adeta otortük ) dizi izlerken milletin özel hayatına müdahale ediyor gibi hissediyor kendini. sanki onlar o hayati hakikaten yaşıyorlar da ben çaktırmadan röntgenliyor durumunda oluyorum. çünkü onlar biz izleyelim diye yapılmamış ya. çok yıllar önce tiyatrodan soğuma sebebim de bunun tam tersiydi; orada insanlar beni kandırıyor gibi geliyordu. sahte buluyordum. kuliste başka insan oluyorlar, sahnede başka. işbu sebeple 1988'den beri tiyatro izleyemedim. yapamadım. galiba artık tv'ye de veda ediyorum. derken sinema filan da gider. sonunda bir adada yalnız başıma, saç-sakal karışmış halde bulursunuz beni herhalde ;-)
haydi, yine iyi dileklerimle yolluyorum sizi
deneyimlerime deneyim katmak için şimdi yine uygulama halindeyim. sanki ne yaparsam yapayım, hepsi yanlış oluyor gibi bir zan içerisindeyim. insan nasıl kendi kararından bu kertede pişmanlık duyar? ya da pişman olacaksa niye o kararı verir. ya yapma ya pişman olma.
saat 12, geceyarısı, dışarısı araçlarla dolu. eminim benim gibi hisseden, bu duygulara sadece kendisinin garkolduğunu zanneden pek çok saf vardır etrafta. o zaman neden ben bu kadar yalnız hissediyorum kendimi...
keşke zehrişko inkiltera'ya gitmeseydi. sağduyumu kaybettim, hükümlüdür hala. ne kadar kafam karışık, beklediğim hiçbir şey gerçekleşmiyor, giderek aşağı çekiliyorum. üstelik ağlama yeteneğim de geri geldi. oysa çok aydır donmuştu sular içimde, malum kış ya...
zincirleme reaksiyonlar ve A, B, C gibi planlarla kendimce şekillendirdiğim hayat ne A ne de diğer hallere girdi. Paralize oldu kaldı. Motive edip, herhangi bir hareketin bile ataletten daha iyi olduğunu anlatıyorum anlatıyorum; nato kafa nato mermer. Sanki benimle birlikte herşey donmuş. Ne ileri ne geri hiçbir yere varılamıyor. geri dönemiyorum, ileriye de varamıyorum.
arada yanıp sönen ışıkları da daha hayır mı şer mi olduğunu anlamadan söndürüveriyorum. uzun süredir olmayan bouncing durumu geri geldi. umarım kimse böyle med cezirler yaşamıyordur. çok yıpratıcı, hatta elimdeki, yüzümdeki kırışıklıklar bile bundan kelli :-)))
gülüşüm sahte oldu değil mi, farkındayım. akıllarda hüzün yerine, yüzlerde gülümseme olsun istedim ama uymadı. neyse herkes kendine gülmek için birşeyler bulsun.
anlatabileceğim tek komik şey ülkemde yaşanan politik durumlar. onu da fasikül fasikül yazmaya can dayanmaz. en iyisi siz gözlerinizi açın ve de farkındalığınızı.
vuslat'ın dediği gibi bir kırılma noktası var, bence de kesinlikle var. mamafih ya o görünmez ya ben körüm :-))))))))
daha da dramatikleşmeden kapatıyorum bugün perdeyi, artık herkes ne hali varsa görsün. aklıma gelmişken - kalan aklıma - ben dizi filan izleyemiyorum ya, neden izleyemediğimi buldum. benim rtük bünye ( adeta otortük ) dizi izlerken milletin özel hayatına müdahale ediyor gibi hissediyor kendini. sanki onlar o hayati hakikaten yaşıyorlar da ben çaktırmadan röntgenliyor durumunda oluyorum. çünkü onlar biz izleyelim diye yapılmamış ya. çok yıllar önce tiyatrodan soğuma sebebim de bunun tam tersiydi; orada insanlar beni kandırıyor gibi geliyordu. sahte buluyordum. kuliste başka insan oluyorlar, sahnede başka. işbu sebeple 1988'den beri tiyatro izleyemedim. yapamadım. galiba artık tv'ye de veda ediyorum. derken sinema filan da gider. sonunda bir adada yalnız başıma, saç-sakal karışmış halde bulursunuz beni herhalde ;-)
haydi, yine iyi dileklerimle yolluyorum sizi
10 Mart 2010 Çarşamba
s o n d e n e m e
selam dünyalılar, ben dostum...
uzundur yazamadım çünkü meşguldüm, dünyayı düşmanlardan, iyileri kötülerden, kötüleri daha kötülerden kurtarıyordum. bu damıtma işleminin sonlanmasına azıcık kalmışken uyandım..
bugün bir karar verdim. eğer bloguma countdown bir magnetizma da eklemeyi basarirsam oooohhh ne ala. bu başarı tablosunu gerceklemek için de kendime 6 ay veriyorum. 6 ay sonra başarırsam ne olduğunu açıklayacağım; yeni bir lisan, yeni bir insan veya bisiklete binmeyi öğrenmek gibi. neyse bakalım.
şimdi beni meşgul etmeyin işlerim var ve de çok öptüm hepinizi, lütfen bana şans dileyin.. :-) :-) :-)

arka plandaki köprünün yarısı yok, nasıl? şaşı bak şaşır..

yıllardır her gittiğim yere benimle gelen ayaklarım, itinayla bu pozu her mekanda vermekten keyif alıyorlar :-)

astronot keremonun astronot özentisi annesi, tabe soğuktan kelli :-P

okuma yazmayı yeni öğrendim de, heves ediyorum :-)

yüzyıllık yalnızlık - 1

yüzyıllık yalnızlık - 2

kar miktarını ispatlamak için donmuş parmaklarım seviye tespitte...
hadi eyvallah...
uzundur yazamadım çünkü meşguldüm, dünyayı düşmanlardan, iyileri kötülerden, kötüleri daha kötülerden kurtarıyordum. bu damıtma işleminin sonlanmasına azıcık kalmışken uyandım..
bugün bir karar verdim. eğer bloguma countdown bir magnetizma da eklemeyi basarirsam oooohhh ne ala. bu başarı tablosunu gerceklemek için de kendime 6 ay veriyorum. 6 ay sonra başarırsam ne olduğunu açıklayacağım; yeni bir lisan, yeni bir insan veya bisiklete binmeyi öğrenmek gibi. neyse bakalım.
şimdi beni meşgul etmeyin işlerim var ve de çok öptüm hepinizi, lütfen bana şans dileyin.. :-) :-) :-)

arka plandaki köprünün yarısı yok, nasıl? şaşı bak şaşır..

yıllardır her gittiğim yere benimle gelen ayaklarım, itinayla bu pozu her mekanda vermekten keyif alıyorlar :-)

astronot keremonun astronot özentisi annesi, tabe soğuktan kelli :-P

okuma yazmayı yeni öğrendim de, heves ediyorum :-)

yüzyıllık yalnızlık - 1

yüzyıllık yalnızlık - 2

kar miktarını ispatlamak için donmuş parmaklarım seviye tespitte...
hadi eyvallah...
5 Mart 2010 Cuma
son fotolar
11 Ocak 2010 Pazartesi
hadi bakalım
geçenlerde yine tuttu deliliğim, olmadık bir girişimde bulundum. sonuç; yeni insanlar tanımak oldu yani korktuğum derecede menfi bir olayla karşılaşmadımsa da hala düşünüyorum gerek var mıydı diye. Bazen hayat durağanlaşıyor, bir ışık, umut görmüyor insan. Umut kendimizden mütevellit olmalı, Allah onu bizim içimize koymalı, bir başka homo sapiensten fayda olmaz biliyorum ama dayanamıyorum. Yine biliyorum ki bir kaç gün sonra daha çılgınca başka birşey dahi yapabilirim. Oysa ben fırsatı yıllar önce S.A. ile karşılaşıp hiçbir reaksiyon vermeyerek kaçırdım. Şimdi ne yakalamayı bekliyorsam :-)))
Yeni yılı Ankara'da Deniz'le karşıladım. Çocuklar birbirlerini yediler. Neyse ki kardeş görmek güzeldi. Bununla beraber değişmişiz de, farketmemek imkansız. Deniz aileboyu kavramsal olmuş, Allah bozmasın diyerek eleştirmediğimi, kararının bu olmasının sevgisinin boyutuyla ilgili olduğunu anladığımı belirtirim.
Bana gelince; bireysel silahlanma tutkum her konuyu şahsileştirmeme yolaçacak kadar ilerledi. Dünya sadece benim bildiğim kişiler için dönüyor, diğerleri çemberin dışında. Bu kadar yabancılaşma nereye varacak ben de merak ediyorum. 2010'un beklentilerimizin karşılığını alacağımız bir sene olmasını diliyorum.
Aslında daha cümleler vardı sıralayacağım, bir film başladı. Konsantre olamıyorum, ya da ünlü ve paralı bir modacı özentisi vatandaşımızın sözüyle " kanalizasyon olamıyorum " zaten de Allah korusun.
Kendinizi sevin, kuşları, böcekleri de. Bir de Zehra İnkiltera'ya gitmesin ve benimle barışsın...
Yeni yılı Ankara'da Deniz'le karşıladım. Çocuklar birbirlerini yediler. Neyse ki kardeş görmek güzeldi. Bununla beraber değişmişiz de, farketmemek imkansız. Deniz aileboyu kavramsal olmuş, Allah bozmasın diyerek eleştirmediğimi, kararının bu olmasının sevgisinin boyutuyla ilgili olduğunu anladığımı belirtirim.
Bana gelince; bireysel silahlanma tutkum her konuyu şahsileştirmeme yolaçacak kadar ilerledi. Dünya sadece benim bildiğim kişiler için dönüyor, diğerleri çemberin dışında. Bu kadar yabancılaşma nereye varacak ben de merak ediyorum. 2010'un beklentilerimizin karşılığını alacağımız bir sene olmasını diliyorum.
Aslında daha cümleler vardı sıralayacağım, bir film başladı. Konsantre olamıyorum, ya da ünlü ve paralı bir modacı özentisi vatandaşımızın sözüyle " kanalizasyon olamıyorum " zaten de Allah korusun.
Kendinizi sevin, kuşları, böcekleri de. Bir de Zehra İnkiltera'ya gitmesin ve benimle barışsın...
28 Aralık 2009 Pazartesi
beni benimle bırak giderken

içinizden " ne zaman duruldun ki? " dediğinizi duyar gibiyim, ne yapayım? ben böyleyim, yine karışık. hem de her konuda. ne yapacağını ve yapması gerekeni bilmez bir halde. hani son derste iktisatçının dediği gibi " şu olunca bu biter, o olunca ötekini unut " olamıyor beni hayatımda. burada yerleşik hayata tam geçecekken mesela azazel yok olsun, gelip dürtüyor ve bana oportunist davranmam gerektiğini söylüyor. hadi gel çık işin içinden.
neyse; sizin de kafanızı daha fazla karıştırmadan; elsa'nın gözlerini okuyun diyerek satırlarıma son veriyorum.
ayrıca söz; kurtulma yolunu bulursam hepinizi çekip alacağım bu hayattan. evinizin kadını olacaksınız :-)))))))))
2010; beklediklerimizi, umduklarımızı, ihtiyaç duyduklarımızı getirsin inşallah; paraysa para, işse iş, seyahatse seyahat, marital status değişikliği ise o, ne bileyim isteyin birşeyler işte. onu da ben mi söyleyeyim????
öptüm hepinizi. bir de lütfen milli piyango bileti almayın bu sene. almayın da bana çıksın. hani altın günlerinde sırayla birine çıkıyor da en çok ihtiyaç duyana torpil yapılıp ilk sıraya o alınıyor ya. aynen bu bağlamda bir kıyak beklemekteyim ey halkım. yoksa benim malum ev satılacak...
27 Kasım 2009 Cuma
benden başka yok
bu bir kitap isminden alıntı.. biraz da devşirme. hem kendimi öveyim hem de bayramınızı kutlayayım dedim.
epey yıl önce gelen bir tebrik kartı bayramlarla ilgili hislerimizi çok güzel anlatıyordu. hislerimiz diyorum çünkü eminim siz de okuyunca aynı şeylerı duyumsayacaksınız; bayramınızın çocukluğunuzun bayramları tadında geçmesini dileriz...

çocukluğumuzda sadece bayramlar değil ki hayat da daha güzeldi. daha samimi ilişkiler, bugünden daha güleryüzlü insanlar... sorunlar da daha mı az idi acaba? fikirlerinizi paylaşırsanız benimle çok sevinirim.
öptüm şekerler yanaklarınızdan ve en büyük beşiktaş.
epey yıl önce gelen bir tebrik kartı bayramlarla ilgili hislerimizi çok güzel anlatıyordu. hislerimiz diyorum çünkü eminim siz de okuyunca aynı şeylerı duyumsayacaksınız; bayramınızın çocukluğunuzun bayramları tadında geçmesini dileriz...

çocukluğumuzda sadece bayramlar değil ki hayat da daha güzeldi. daha samimi ilişkiler, bugünden daha güleryüzlü insanlar... sorunlar da daha mı az idi acaba? fikirlerinizi paylaşırsanız benimle çok sevinirim.
öptüm şekerler yanaklarınızdan ve en büyük beşiktaş.
12 Kasım 2009 Perşembe
uçurtma avcısı ve bin muhteşem güneş
yeni, yepyeni, tazecik düşünceler
( bu foto kendisini öpmeme müsaade ettiği nadir anlardan )
( bunda da kendisi beni öpüyor, tüm tarih buna tanıklık etsin, domuz momuz vız gelir tırıs gider )
merhaba sayın okuyucularım... epeydir sizi ihmal ettim, neden biliyor musunuz? kendimce bir transformasyondaydım. kimliğimi yeni buluyorum. kendimle barışıyorum hatta kendimi sevmeye bile başladım. ne iyiymişim ben meğer :-)
ağustos ayında bu değişimin ilk adımlarını attım ve sonrası kendiliğinden geldi. herşey değişebilir, düzelebilir. öncelikle istemek lazım. hatta keremo'nun dediği gibi " hatalar küçük şeylerdir, düzeltilebilir. önce onların hata olduğunu kabul etmek lazım "...
bu küçük böcek geçenlerde teyzesi ile şu muhteviyatta bir konuşması da yapmış
T : keremo sence ben ne iş yapmalıyım?
K : bu senin hayatın. sen kendin karar vermelisin. ama bence kitapçı aç, hem bedavaya kitap da okuruz...
ve en son geçtiğimiz pazar teyzesinin ales sınavı için hazırlık kitapları aldığını görünce öyle bir müstehzi gülümsemeyle baktı ki teyzesi " ne oldu keremo? " diye sormak zorunda kaldı. keremo olanca bilgeliğiyle döktü içindekileri " bunca yıl okula gittin, sonra yıllarca işe gittin. şimdi yine okula gitmeye çalışıyorsun " tabi teyzesi sinirlendi bu yoruma ve " herhalde ilkokula gitmeyeceğim " dedi. keremo dayanamadı ve " bence hatta anaokulundan başla " cevabını yapıştırdı :-)))))
gelelim bana; bende bu kertede heLecanlı hikayeler yok, üzüntü ve muz kabuğu, umutlar, kırıklıklar, hayalperestlikler ( her zamanki gibi ), sahte başarılar, gerçek zaferler, kendimden kaynaklanmayan düşüşlerle dolu aylar geçirdim. planlar yaptım, hesaplar çarşıya uymadı. tüm bunlardan sonra geldiğim nokta ise hayatın debisini biz etkileyemeyiz. bize düşen ve yakışan ona uyum sağlamaktır. ahengi bozmamaktır. doğaya karşı çıkmayıp rolümüzü tam oynamak ve iyi olanı ummak, beklemektir. söylemesi kolay biliyorum. insan her dara düştüğünde mücadele ederek kurtulmak, savaşmak istiyor. ben de böyleyim. ancak böylesi savaşlarla yaşam enerjimizi yoketmeyi de doğru bulmuyorum. bir süre öncesine kadar tüm gücümle çalıştığım şirketten resmen hazin bir finalle ayrıldım daha doğrusu ayrıştırılttım :-)))
( dilimizde böyle bir yüklem var mi acaba???? ) ama bizim kötü sandığımız iyi olur ya; aynen öyle oldu ve özgürlüğme kavuştum hem de iş alanımı değiştirmeden aksine müşteri desteğiyle arttırarak.. bugün de kardeşimin tayin kurasında ümraniye'ye atandığı harika haberini aldım. seza'nın dediği gibi makus talihim değişiyor galiba..
kurtulmak istediğim pek çok şey hala ayağıma yapışık vaziyette ancak artık biliyorum ki bunları bana yapıştıran japon yapıştırıcısı değil, sakız. çok kolay çıkmaz ama sabitlemez de. eminim ne demek istediğimi anlatabiliyorumdur. biraz sonra, bence yeni mevsim gelir gelmez, herşey daha da güzel olacak. belki yaşayacağım kıta değişecek, belki hafifleyeceğim, belki iş yüküm artacak ama muhakkak iyi şeyler olacak. yıllarca çıktım bu yokuşları, şimdi yokuş aşağı özgürce koşma vakti. şimdi ağız dolusu büyük bir laf edeceğim; bence biz yaşamdan vazgeçmedikçe o bizden vazgeçmez. n'olur siz de iyi şeyler ummayı, istemeyi, hakettiğinizi düşünmeyi unutmayın. şimdiye kadar etmediyseniz bugünü miladınız ilan edip bundan sonrası için yapın. kendiniz için yapın. daha güzel bir evren için payınıza düşeni gerçekleştirin. tek tedarik etmeniz gereken istek ve cesaret. bu da eminim hepimizde fazlasıyla mevcut. akıl teri gibi birşey yani. bu yazıyı zehrişko okusa eminim bana sinir olurdu " yine mi aynı lakırdı " diye. eee ne yapayım ben atasözlerini çok severim ve mümkün mertebe kullanırım. bu da bir atasözü ve öylesine derin bir anlamı var ki kullanmadan geçmek olmaz. derinliği hatta " çinuçen tanrıkorur " dehasından bile daha diplerde. zaten çinuçen zamanla her tanımlama için kullanıldığından eskidi. ama akıl teri öyle mi ya? tamamen naturel, akıcı ve uhrevi bir anlam ihtiva ediyor, anlayana tabi. keşke biz de bu nitelikte, antolojilere girmeye değer vecizeler bulabilsek ama nerdeee bizde o akıl teri.
daha çok yazacaktım, uykum geldi. lütfen fotolarla idare edin. içsel yolculuğumun dünyevi akislerini paylaşmaya devam edeceğim anacığım :-)))) oya başar'a sevgiyle..
aşağıdaki foto çok sevdiğimiz kardeşimizin nişanından, nişanlanan kardeşimiz, bu hadise de uzun süredir ilk sosyalleşmemiz olunca sözkonusu foto da yayınlanmayı hak etti. sağ baştan; ben, akcan, aydan ve keremo'nun teyzesi
25 Ekim 2009 Pazar
eti eti eti

uzundur yazamadım farkındayım çünkü pisküilerle uğraşıyordum. sonunda hamurdan kurtulup özgürlüğüme kavuştum. bu arada metabolizmamda, fiziki ve ruhani durumlarımda pek çok değişiklik oldu. eş zamanlı olarak çevremdeki insanlarda da. ama zaten sürekli bir metamorfoz yaşamıyor muyuz? hayat bizi gideceğimiz yöne usulca yöneltiyor.
hepimize hayırlı yolculuklar dilerim bu meyanda..
bu arada minnetlerimi yüksel'e, başak'a ve kemal'e gönderirim...
12 Temmuz 2009 Pazar
başlıksız
...
ne dünle ilgili yazabileceğim bir konu var ne de yarınla. bugün de konuşmak istemiyorum. umarım Allah yardım eder ve herşey yoluna girer. zaten ondan başka da kimse yardım edemez.
kimsede değil rüzgara karşı durmak ayağa kalkacak hal bile kalmamış. ben desem stoğumu çoktan tükettim. tek umudum gümüş bulutların yeniden gelip beni yıkamasını, kutsamasını bekliyorum. hadi Allah'ım, lütfen gönder. Sesimi duyduğunu biliyorum. Lütfen bize yardım et, gemimizi limana ulaştırmayı bize kısmet et... istediklerimiz senin için o kadar kolay şeyler ki, biz yaradılan olduğumuz için yetersiziz ve de noksan. yapamıyoruz işte. lütfen lütfen lütfen bizi doğruya ulaştır, şu poseidon'u altetmemize yardım et... kuzum kendine gelsin, yine otlasın kırlarda, güneşin yeniden doğacağını bilsin, onu çok sevdiğimi unutmasın, o benim diğer yarım, lütfen Allah'ım kendi değerinin farkına varmasını sağla, bizim için ne anlama geldiğini anlasın pis eşek. o olmadan ne kadar noksan olduğumuzu görsün. kendini bugün var yarın yok bir eşya gibi hissetmesin. amin.
ne dünle ilgili yazabileceğim bir konu var ne de yarınla. bugün de konuşmak istemiyorum. umarım Allah yardım eder ve herşey yoluna girer. zaten ondan başka da kimse yardım edemez.
kimsede değil rüzgara karşı durmak ayağa kalkacak hal bile kalmamış. ben desem stoğumu çoktan tükettim. tek umudum gümüş bulutların yeniden gelip beni yıkamasını, kutsamasını bekliyorum. hadi Allah'ım, lütfen gönder. Sesimi duyduğunu biliyorum. Lütfen bize yardım et, gemimizi limana ulaştırmayı bize kısmet et... istediklerimiz senin için o kadar kolay şeyler ki, biz yaradılan olduğumuz için yetersiziz ve de noksan. yapamıyoruz işte. lütfen lütfen lütfen bizi doğruya ulaştır, şu poseidon'u altetmemize yardım et... kuzum kendine gelsin, yine otlasın kırlarda, güneşin yeniden doğacağını bilsin, onu çok sevdiğimi unutmasın, o benim diğer yarım, lütfen Allah'ım kendi değerinin farkına varmasını sağla, bizim için ne anlama geldiğini anlasın pis eşek. o olmadan ne kadar noksan olduğumuzu görsün. kendini bugün var yarın yok bir eşya gibi hissetmesin. amin.
5 Haziran 2009 Cuma
baking fairy + göz doktoru + l.m.
merhabalar canlarim,
epey oldu görüşemeyeli farkındayım. bu arada size otuz yazıda bile özetleyemeyeceğim yoğunlukta günler geçirdim. en kısa zamanda bir şekilde brifing hazirlayacağımdır siz okurlarım için. bununla beraber bu hafta çarşamba gününden itibaren aynı söylemlerle mütemadiyen karşılaşınca bunun tesadüf olmadığını ve sizlerle paylaşmam gerektiğini düşündüm; buyrun...
1. endişeye mahal yok!!!!!!! gerçekten; endişe de sivilce gibidir. sivilceniz olunca canınız sıkılır; canınız sıkılınca da daha çok sivilceniz olur. test edilmiştir :-)
2. işten çıktıktan sonra işi yanınızda taşımayacaksınız..
3. mutluluk ne yarinda, ne bir sonraki günde, ne terfi etmekte, ne bir dahaki tatilde. mutluluk bugün burada, bizim olduğumuz yerde...
4. herşeyi uygun zamanında yapalım; yemek yaparken işi düşünmeyelim, sevdiğimiz bir konudan bahsederken aklımızdan bizi korkutan fikirler geçmesin.
bu hafta çarşambadan beri l.m.'den bunları dinledim... ardından perşembe günü gittiğim göz doktorundan aynı söylemleri dinledim; hastalıkları dahi kendi kendimize çağırdığımızı, oysa beynimizin çok güçlü ve kapsamlı olduğunu yani herşeyin en güzelini de davet edebileceğini öğrendim. adeta secret durumu yani.
üstelik ne kadar iyi de olsa ne kadar kötü de herşey geçicidir. yani hiç ölmemek diye bir şey olmadığı gibi; en kötü andan bile kurtuluyoruz aynen en güzel anların kısa sürmüş gibi gelmesi hissine benzer olaraktan. ne demek istediğim net mi emin değilim. çok hatalar yaptım; bedelini ödedim ve ödüyorum. mutsuz da oldum, hem de çok. kendimi dünyanın en üzgün, en yalnız ve hüzünlü insanı zannettim çok zaman. ama değilim. kesinlikle. ben mutluyum; hayatta olduğum için, sevdiklerim olduğu için, beni sevenler olduğu için, sağlıklı olduğumuz için, akşam yanaklarımdan öpüp uyku saatimi soran küçük böceğim olduğu için, hala kapımı ve inboximi çeşitli ülkelerle ilgili teklifler çalabildiği için. pek çok şey için.. ve hayat gerçekten belki adil değil ama güzel. her yeni gün yeni bir fırsat. tek yapmamız gereken kalkıp ona dahil olmak.
güzel olmayan da onca şey var; ama onlar olmasaydı belki güzel olanları farkedemezdik. db olmasaydı örneğin ( hayat daha da güzel olurdu tabe o ayrı :-))) ) ama belki mt ve lm'nin ve bv'nin ne denli iyi insanlar olduğunu idrak edemezdim belki de..
depremden sonra her eylem bildirmemden sonra ( eve 7'de geleceğim gibi ) inşallah deme alışkanlığı kazanmam gibi. spor salonuna gidemez oldum korkumdan malum binanın alt katı vs.. ama cok daha önemli bir egzersiz edindim. hiç bir şey; tekrarlıyorum HİÇ BİR ŞEY bizim elimizde değil. çok kasmamak, hayatı gereğinden fazla önemsememek gerekiyor. adeta kendi otomobilimizi servise verince bize tedarik edilen geçici otomobil muamelesi göstermek gerekiyor bence. fazla itina, mükemmeliyetçi ruh hali ve beraberinde başka nice problemler getiriyor.
hep en iyisini yapmak isteriz; ama başkalarının en iyisi değil, kendi en iyimizi. ben dünyadaki en güzel pilavı yapmak zorudna değilim. gerçekten. ama kendim yapabileceğimin en iyisini yapmalıyım, bu kadar basit. dünyadaki en uzun, en güzel, en zeki ve en başarılı insan da olmam gerekmiyor. kendimden memnunsam, yatağıma gittiğimde keşke ben şunun yerinde olsaydım diyebileceğim bir örnek yoksa elimde, dönüp dolaşıp yine kendimde karar kılıyorsam kendimdeyimdir ve kendimimdir. yaşasın ben.
lm ve doktorun söylediklerinden sonra zaten karışan kafam - yine tesadüf olduğuna inanmadığım; çünkü bence hayatta tesadüf diye birşey yoktur - bakingfairy.blogspot.com adresinde okuduğum ve çok hoşuma gittiği için özlem'in kızmamasını umarak alıntı yaptım. şiddetle kosta rika'ya bizleri davet eden bu organik ürünler sunan kafe sahibi şahsın hamakta keyif yapmaktan ve seyahatten fırsat buldukça yayınladığı yazıları okuyun derim. aramızda eminim onun yaptığı gibi radikal kararlar alacak bir kaç kişi çıkacaktır, hatta bu neden ben olmayayım ( diye düşünmeye başlayın lütfen )...
şimdi buyrun buradan başlayın lütfen. en kısa sürede daha az müphem yazılarla geleceğim; sözüm söz.. yazım hataları varsa affola, çok yorgunum, yine de uyumadan önce bunları sizinle paylaşmak istedim. yarın tekrar okuyup gerekiyorsa düzeltmeleri yaparım ( inş ) :-X
{Allah'ım keremo için
onun sağlığı için
bize verdiğin bunca fırsat için
ve içimde çok net olarak hissettiğim, geleceğini bildiğim iyilikler için çok teşekkürler.
en karanlıkta olduğumuzu zannettiğim anda meğer sadece ışık kaynağına arkamızı döndüğümüz için aydınlığın var olduğunu farketmedğimizi idrak etmemizi sağladığın için teşekkürler
içinde bulunduğumuz zorlukların geçici olduğunu hissettirdiğin için tesekkürler
her an yanımızda olduğun için teşekkürler
ben bugün ...'nın yeni firmaya tevdi olmasını sağladığımı düşünüyorum
mike ile ödeme konusunu halletme yolunda büyük adım attığımı düşünüyorum
kendime daha sakin ve iyi bir insan olma yolunda ufak katkılar yaptığımı düşünüyorum
son olarak; yarından itibaren daha sağlıklı beslenmeye karar verdim.}
I've been juice feasting for 7 days. It was a roller coaster of emotions and some physical pain, my biggest lesson being I have to be patient with myself- for everything, not being a good friend, a business owner, not a great daughter, not a great runner, not the best chef for sure. But after spending hours of thinking in this last 7 days, same story comes up. I am not good enough...It is just too tiring, and old story. I know the beauty lies in the acceptance. No matter what it is. Even that means, being a loner forever, i am not afraid. I feel pretty empowered, like making dreams come true, but it is not about achieving...It is about being. I want to start practicing this now, not tomorrow. I am grateful to be alive. I am dreaming of hanging out in the hammock, with a book in my hand. A breeze would not hurt either. I am off today!
Great article from Daily Om again....
May 5, 2009
Progressing With Patience
Doing The Best You Can It isn't always easy to meet the expectations we hold ourselves to. We may find ourselves in a situation such as just finishing a relaxing yoga class or meditation retreat, a serene session of deep breathing, or listening to some calming, soul-stirring music, yet we have difficulty retaining our sense of peace. A long line at the store, slow-moving traffic, or another stressful situation can unnerve you and leave you wondering why the tranquility and spiritual equilibrium you cultivate is so quick to dissipate in the face of certain stressors. You may feel guilty and angry at yourself or even feel like a hypocrite for not being able to maintain control after practicing being centered. However, being patient with yourself will help you more in your soul's journey than frustration at your perceived lack of progress. Doing the best you can in your quest for spiritual growth is vastly more important than striving for perfection.
Just because you are devoted to following a spiritual path, attaining inner peace, or living a specific ideology doesn't mean you should expect to achieve perfection. When you approach your personal evolution mindfully, you can experience intense emotions such as anger without feeling that you have somehow failed. Simply by being aware of what you are experiencing and recognizing that your feelings are temporary, you have begun taking the necessary steps to regaining your internal balance. Accepting that difficult situations will arise from time to time and treating your reaction to them as if they are passing events rather than a part of who you are can help you move past them. Practicing this form of acceptance and paying attention to your reactions in order to learn from them will make it easier for you to return to your center more quickly in the future.
Since your experiences won't be similar to others' and your behavior will be shaped by those experiences, you may never stop reacting strongly to the challenging situations you encounter. Even if you are able to do nothing more than acknowledge what you are feeling and that there is little you can do to affect your current circumstances, in time you'll alter your reaction to such circumstances. You can learn gradually to let negative thoughts come into your mind, recognize them, and then let them go. You may never reach a place of perfect peace, but you'll find serenity in having done your best.
epey oldu görüşemeyeli farkındayım. bu arada size otuz yazıda bile özetleyemeyeceğim yoğunlukta günler geçirdim. en kısa zamanda bir şekilde brifing hazirlayacağımdır siz okurlarım için. bununla beraber bu hafta çarşamba gününden itibaren aynı söylemlerle mütemadiyen karşılaşınca bunun tesadüf olmadığını ve sizlerle paylaşmam gerektiğini düşündüm; buyrun...
1. endişeye mahal yok!!!!!!! gerçekten; endişe de sivilce gibidir. sivilceniz olunca canınız sıkılır; canınız sıkılınca da daha çok sivilceniz olur. test edilmiştir :-)
2. işten çıktıktan sonra işi yanınızda taşımayacaksınız..
3. mutluluk ne yarinda, ne bir sonraki günde, ne terfi etmekte, ne bir dahaki tatilde. mutluluk bugün burada, bizim olduğumuz yerde...
4. herşeyi uygun zamanında yapalım; yemek yaparken işi düşünmeyelim, sevdiğimiz bir konudan bahsederken aklımızdan bizi korkutan fikirler geçmesin.
bu hafta çarşambadan beri l.m.'den bunları dinledim... ardından perşembe günü gittiğim göz doktorundan aynı söylemleri dinledim; hastalıkları dahi kendi kendimize çağırdığımızı, oysa beynimizin çok güçlü ve kapsamlı olduğunu yani herşeyin en güzelini de davet edebileceğini öğrendim. adeta secret durumu yani.
üstelik ne kadar iyi de olsa ne kadar kötü de herşey geçicidir. yani hiç ölmemek diye bir şey olmadığı gibi; en kötü andan bile kurtuluyoruz aynen en güzel anların kısa sürmüş gibi gelmesi hissine benzer olaraktan. ne demek istediğim net mi emin değilim. çok hatalar yaptım; bedelini ödedim ve ödüyorum. mutsuz da oldum, hem de çok. kendimi dünyanın en üzgün, en yalnız ve hüzünlü insanı zannettim çok zaman. ama değilim. kesinlikle. ben mutluyum; hayatta olduğum için, sevdiklerim olduğu için, beni sevenler olduğu için, sağlıklı olduğumuz için, akşam yanaklarımdan öpüp uyku saatimi soran küçük böceğim olduğu için, hala kapımı ve inboximi çeşitli ülkelerle ilgili teklifler çalabildiği için. pek çok şey için.. ve hayat gerçekten belki adil değil ama güzel. her yeni gün yeni bir fırsat. tek yapmamız gereken kalkıp ona dahil olmak.
güzel olmayan da onca şey var; ama onlar olmasaydı belki güzel olanları farkedemezdik. db olmasaydı örneğin ( hayat daha da güzel olurdu tabe o ayrı :-))) ) ama belki mt ve lm'nin ve bv'nin ne denli iyi insanlar olduğunu idrak edemezdim belki de..
depremden sonra her eylem bildirmemden sonra ( eve 7'de geleceğim gibi ) inşallah deme alışkanlığı kazanmam gibi. spor salonuna gidemez oldum korkumdan malum binanın alt katı vs.. ama cok daha önemli bir egzersiz edindim. hiç bir şey; tekrarlıyorum HİÇ BİR ŞEY bizim elimizde değil. çok kasmamak, hayatı gereğinden fazla önemsememek gerekiyor. adeta kendi otomobilimizi servise verince bize tedarik edilen geçici otomobil muamelesi göstermek gerekiyor bence. fazla itina, mükemmeliyetçi ruh hali ve beraberinde başka nice problemler getiriyor.
hep en iyisini yapmak isteriz; ama başkalarının en iyisi değil, kendi en iyimizi. ben dünyadaki en güzel pilavı yapmak zorudna değilim. gerçekten. ama kendim yapabileceğimin en iyisini yapmalıyım, bu kadar basit. dünyadaki en uzun, en güzel, en zeki ve en başarılı insan da olmam gerekmiyor. kendimden memnunsam, yatağıma gittiğimde keşke ben şunun yerinde olsaydım diyebileceğim bir örnek yoksa elimde, dönüp dolaşıp yine kendimde karar kılıyorsam kendimdeyimdir ve kendimimdir. yaşasın ben.
lm ve doktorun söylediklerinden sonra zaten karışan kafam - yine tesadüf olduğuna inanmadığım; çünkü bence hayatta tesadüf diye birşey yoktur - bakingfairy.blogspot.com adresinde okuduğum ve çok hoşuma gittiği için özlem'in kızmamasını umarak alıntı yaptım. şiddetle kosta rika'ya bizleri davet eden bu organik ürünler sunan kafe sahibi şahsın hamakta keyif yapmaktan ve seyahatten fırsat buldukça yayınladığı yazıları okuyun derim. aramızda eminim onun yaptığı gibi radikal kararlar alacak bir kaç kişi çıkacaktır, hatta bu neden ben olmayayım ( diye düşünmeye başlayın lütfen )...
şimdi buyrun buradan başlayın lütfen. en kısa sürede daha az müphem yazılarla geleceğim; sözüm söz.. yazım hataları varsa affola, çok yorgunum, yine de uyumadan önce bunları sizinle paylaşmak istedim. yarın tekrar okuyup gerekiyorsa düzeltmeleri yaparım ( inş ) :-X
{Allah'ım keremo için
onun sağlığı için
bize verdiğin bunca fırsat için
ve içimde çok net olarak hissettiğim, geleceğini bildiğim iyilikler için çok teşekkürler.
en karanlıkta olduğumuzu zannettiğim anda meğer sadece ışık kaynağına arkamızı döndüğümüz için aydınlığın var olduğunu farketmedğimizi idrak etmemizi sağladığın için teşekkürler
içinde bulunduğumuz zorlukların geçici olduğunu hissettirdiğin için tesekkürler
her an yanımızda olduğun için teşekkürler
ben bugün ...'nın yeni firmaya tevdi olmasını sağladığımı düşünüyorum
mike ile ödeme konusunu halletme yolunda büyük adım attığımı düşünüyorum
kendime daha sakin ve iyi bir insan olma yolunda ufak katkılar yaptığımı düşünüyorum
son olarak; yarından itibaren daha sağlıklı beslenmeye karar verdim.}
I've been juice feasting for 7 days. It was a roller coaster of emotions and some physical pain, my biggest lesson being I have to be patient with myself- for everything, not being a good friend, a business owner, not a great daughter, not a great runner, not the best chef for sure. But after spending hours of thinking in this last 7 days, same story comes up. I am not good enough...It is just too tiring, and old story. I know the beauty lies in the acceptance. No matter what it is. Even that means, being a loner forever, i am not afraid. I feel pretty empowered, like making dreams come true, but it is not about achieving...It is about being. I want to start practicing this now, not tomorrow. I am grateful to be alive. I am dreaming of hanging out in the hammock, with a book in my hand. A breeze would not hurt either. I am off today!
Great article from Daily Om again....
May 5, 2009
Progressing With Patience
Doing The Best You Can It isn't always easy to meet the expectations we hold ourselves to. We may find ourselves in a situation such as just finishing a relaxing yoga class or meditation retreat, a serene session of deep breathing, or listening to some calming, soul-stirring music, yet we have difficulty retaining our sense of peace. A long line at the store, slow-moving traffic, or another stressful situation can unnerve you and leave you wondering why the tranquility and spiritual equilibrium you cultivate is so quick to dissipate in the face of certain stressors. You may feel guilty and angry at yourself or even feel like a hypocrite for not being able to maintain control after practicing being centered. However, being patient with yourself will help you more in your soul's journey than frustration at your perceived lack of progress. Doing the best you can in your quest for spiritual growth is vastly more important than striving for perfection.
Just because you are devoted to following a spiritual path, attaining inner peace, or living a specific ideology doesn't mean you should expect to achieve perfection. When you approach your personal evolution mindfully, you can experience intense emotions such as anger without feeling that you have somehow failed. Simply by being aware of what you are experiencing and recognizing that your feelings are temporary, you have begun taking the necessary steps to regaining your internal balance. Accepting that difficult situations will arise from time to time and treating your reaction to them as if they are passing events rather than a part of who you are can help you move past them. Practicing this form of acceptance and paying attention to your reactions in order to learn from them will make it easier for you to return to your center more quickly in the future.
Since your experiences won't be similar to others' and your behavior will be shaped by those experiences, you may never stop reacting strongly to the challenging situations you encounter. Even if you are able to do nothing more than acknowledge what you are feeling and that there is little you can do to affect your current circumstances, in time you'll alter your reaction to such circumstances. You can learn gradually to let negative thoughts come into your mind, recognize them, and then let them go. You may never reach a place of perfect peace, but you'll find serenity in having done your best.
13 Nisan 2009 Pazartesi
doomgünü
ben yirmiüç nisan doomluyum. yani kardeşimin yaptığı gibi doğumgünü kutlamalarına üç ay önce başlayıp üç ay sonra da bitirmem ama severim doğumgünümü. yirmiüç nisan'da olmasını. paylaşayım dedim. hep sıkıntılardan bahsedecek değilim ya. şunun şurasında 9 gün kalmış zaten. yani hediye bekleyen kişi değilim ama ağanın eli de tutulmaz hani. aşağıda ne tür eserlerden hoşlandığıma dair ipuçları bulacaksınız. bunun haricinde şöyle minimum ikiyüz beygirlik motorlar, ferrariler de kabulümdür. ferrarinin muhakkak kırmızı olması gerekmektedir. motor içinse renk konusunda sizi serbest bırakıyorum. sonuçta hediye alıyorsunuz, karışmak olmaz. ferrarı veya bir ne bileyim ducati yetişmezse sürpriz bir seyahat de olabilir. hayalgücünüzü çalıştırın işte.

benim bu dooomgünüm için dileklerim ise;
1. tüm hayallerimin gerçek olması ( kendim ve keremo için olanlar )
2. dünyaya birazcık huzur ve düzen gelmesi
3. krizlerin bitmesi
4. alles in ordnung durumları
5. bono'nun beni araması ve şahsen, bizzat beni ziyarete gelmesi..
6. dünya tarihinde yeralacak bir projede görev almak hatta o projeyi kendim yapmak
şimdi " yemekteyiz " başladı... sonra görüşürüz

benim bu dooomgünüm için dileklerim ise;
1. tüm hayallerimin gerçek olması ( kendim ve keremo için olanlar )
2. dünyaya birazcık huzur ve düzen gelmesi
3. krizlerin bitmesi
4. alles in ordnung durumları
5. bono'nun beni araması ve şahsen, bizzat beni ziyarete gelmesi..
6. dünya tarihinde yeralacak bir projede görev almak hatta o projeyi kendim yapmak
şimdi " yemekteyiz " başladı... sonra görüşürüz
2 Nisan 2009 Perşembe
what'a feeeeliiiiiiiiing
çıktıkça dikleşen hayat yokuşunda engebesiz bir yol yok mudur kardeşim. insanın iflahı kesiliyor, yollarda en ufak bir etkilenme, değişme, düzelme, şöyle bir efendi olma yok. neden? çünkü onlar yol. ruhsuz, petrol ürünleri ve de bilmem ne türlü karışımlı olanları var ama kendileri yol. yol yol dur yani.
engebesiz olanların da yarısı yokuş yukarı ( hani öyle okul önlerinde filan olan tümsekleri yok ama bizzatihi kendileri yokuş yukarı ) diğer yarısı ise aşağı. yani ya dizlerimiz ve ciğerlerimiz kopup patlayana kadar ağrı çekelim, ya da hızle aşağı doğru yuvarlanırken etrafta olan biteni bile göremeyelim. bu ne kardeşim yaa. şöyle ağız tadıyla bir yürüyüş yapma hakkı yasak mı bu milletin evlatlarına? hani nerde unter den linden gibi geniş ve düz yollar, bir de kulelerki çıkıp ne mene bir yerde çabaladığımızı görelim?
tiz istiyorum acilen yollar düzleştirilsin, şehrin tepeleri kaldırılsın, bekar arkadaşlarımın hepsi evlensin. hani bir fıkrada var ya; tanrı soruyor kör adama; ne istersin benden, gözünü mü düzelteyim? diye. adam cevap verir " hayır herkesin tek gözünü benim gibi kör yap " ... ilber ortaylı bunun orjinalini anlatmıştı, ben malumatfüruş kaygılarım dolayısıyla soft halini bildiriyorum. gece kuşunuz konuştu, ve şimdi acilen rüya alemine dalmaya gidiyor. hade eyvallah, ben dönene kadar emirlerim tez yapıla. yoksa karışmam. gerçekten karışmam, hepinize küserim, ne haliniz varsa görün de derim. bundan sonra yüzümü bile göremezsiniz :-))))))))
engebesiz olanların da yarısı yokuş yukarı ( hani öyle okul önlerinde filan olan tümsekleri yok ama bizzatihi kendileri yokuş yukarı ) diğer yarısı ise aşağı. yani ya dizlerimiz ve ciğerlerimiz kopup patlayana kadar ağrı çekelim, ya da hızle aşağı doğru yuvarlanırken etrafta olan biteni bile göremeyelim. bu ne kardeşim yaa. şöyle ağız tadıyla bir yürüyüş yapma hakkı yasak mı bu milletin evlatlarına? hani nerde unter den linden gibi geniş ve düz yollar, bir de kulelerki çıkıp ne mene bir yerde çabaladığımızı görelim?
tiz istiyorum acilen yollar düzleştirilsin, şehrin tepeleri kaldırılsın, bekar arkadaşlarımın hepsi evlensin. hani bir fıkrada var ya; tanrı soruyor kör adama; ne istersin benden, gözünü mü düzelteyim? diye. adam cevap verir " hayır herkesin tek gözünü benim gibi kör yap " ... ilber ortaylı bunun orjinalini anlatmıştı, ben malumatfüruş kaygılarım dolayısıyla soft halini bildiriyorum. gece kuşunuz konuştu, ve şimdi acilen rüya alemine dalmaya gidiyor. hade eyvallah, ben dönene kadar emirlerim tez yapıla. yoksa karışmam. gerçekten karışmam, hepinize küserim, ne haliniz varsa görün de derim. bundan sonra yüzümü bile göremezsiniz :-))))))))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




